18 Kasım 2012 Pazar

7. Gün, Hopa'ya bir bakış

İstanbul'u özledim. Tam bir hafta oldu. Çok özledim. Ama dayanıyoruz bakalım. Bugün biraz geç uyandık, 11:30 gibi evden çıktık. Pazar olduğundan dolayı, Emine Abla kapalı bugün. Gerçi bi de direk Hopa'ya gitmeyi düşündüğümüz için çok da sorun etmedik. Çıktık otogara doğru gittik.

Burada ulaşım çok pahalı.(Ha herşey lüzumsuz pahalı, o ayrı) Hopa-Borçka-Artvin aynı yol üstünde, yaklaşık 70 km'lik bi yol. Hopa'dan Borçka'ya 8, Artvin'e 14 liraya götürüyor minibüsler. Adeta soygun. Herhangi bir ilçeye gitmek 5 liradan başlıyor, ki 4-5 km'lik mesafelere 3 lira alan hatlar var. Şaka gibi adeta. Neyse.

Hopa-Borçka yolundan ilk gün de biraz bahsetmiştim. Şimdi gündüz gözüyle görmek kısmet oldu tabi, manzara, yine muhteşem. Amma velakin, yol çok virajlı, inişli çıkışlı, bir de buna Artvin'li şöför faktörü de eklenince, kısaca şöyle diyim, sizi biraz yol tutuyorsa/olasılığı varsa, gelmeyin bu yola.

Neyse, 8 lirayı kısacık yola vermiş olmanın acısıyla, Hopa'ya geliyorsunuz. Öyle Hopa Hopa diye anlatıyorlar ya, bakmayın siz onlara, bir sahil "kasaba"sı burası. Tek cadde'den oluşuyor yine merkez, bir başından diğerine yürümek, Borçka'da 4 dakika sürerken, burada 5 dakika sürüyor, çok bir fark yok yani. Deniz güzel, orası ayrı, ama bir İstanbul değil.

Büyükçe duran bir restorana girdik rasgele. Hayatımda yediğim en kötü dönerlerden birini yedim sanırım. Murat'ın yediği ev yemeğinde de pek hayır yoktu. Verdiğimiz para ise, öh, o para ile çok güzel yemekler yenir İstanbul'da, öyle saçma fiyatlar var.

Sahil'de biraz ilerleyince, yanyana pek çok otel var. Tabi bu bögledeki otellerin en büyük ortak özellikleri, pavyonları, ve "Amerikan Bar"ları. Ya da Gürcü hatunlarının bulunduğu keraneler denilebilir. Çok para kazanma çabaları buralıların, belki de lüzumsuz yere çok para yedirdiklerinden, orasını bilemedim tabi. Hopa'yı bu bölgedekilerin bu kadar övmelerinin sebebi de, şehirde pek çok bar/disco/pavyon bulunmasıymış meğersem, yoksa gündüz gözüyle hiç bir esprisi olmayan bir ilçe.

Artvin'de tek bir alışveriş merkezi var. istanbulbazaar adı da. Hopa'dan 3-4 km uzaklıkta bir yer. Kemalpaşa'ya giden minibüslere 3 lira bayılarak gidebiliyorsunuz oraya. Biz bilemedik, Kemalpaşa merkezde indik, sonra yaklaşık 1.5 km yürümemiz gerekti. Ama aslında iyi de oldu.

Yürüğüdümüz yol, Batum'a giden Karadeniz Sahil Yolu aslında. Kemalpaşa'nın içinden geçtiği bölgede, her yer dükkan, daha çok giyecek, nevresim, havlu gibi şeyleri satan dükkanlar. Dükkanların üzerinde fiyatlar dahi Gürcüce yazılı. Herkes Gürcü hatta alışveriş yapanların, valizlerle, koca koca torbalarla geziyorlar. Anladığımız kadarıyla burada daha ucuz/kaliteli ürünler buldukları için buradan alışveriş yapıyorlar. Özdilek, Taç gibi firmaların bile büyük mağazaları var. Biz onlara tekstil, onlar bize seks ve kumar satıyor bu bölgede gibi duruyor.

istanbulbazaar denilen alışveriş merkezi, 2 tane 100 metrelik yoldan oluşan, küçük sayılabilecek bir yer. Ama dükkan çeşitliliği fena değil, açıkçası aradığınız bir şeyi rahatça bulabileceğiniz kadar büyük. Şehirdeki tek Burger King'de burada. Oturup Big King yedim bir tane, özlemişim.

Sonra bir minibüs'e binip şehre, oradan da Borçka'ya döndük. Hastane önünde indik, nöbetçi olan Sezgin'i ziyaret ettik. Biraz orada oturduk, kaşemi aldım, arada hasta bile muayene ettim bir tane, ve eve döndük.

Bu kadar şey yaptık, ve evet, saat yine 17:00 oldu ancak. Burada zaman akmıyor demiş miydim? Biraz House izledik, biraz geyik, saati bir şekilde 20:00 yapınca da, çıktık dün pide yediğimiz yerde pide yedik. Döndük, çay yaptık, içtik, biraz daha geyik, House, bu saate geldik en sonunda. Birazdan yatarız yine muhtemelen.

Yarın PTT'den mezuniyet belgemi alıcam, annem kargolamıştı sağolsun. Sonra hastaneye gider, teslim eder, ve maaşlarımızın yatıp yatmadığını kontrol ederiz. Sonrasında ne yaparız, orası kısmet =)

Yarın görüşmek üzere.

1 yorum: